Co-invest modeli Türkiye’de neden bu kadar tercih ediliyor?
- Abdurahman Çam

- 2 gün önce
- 1 dakikada okunur
Co-invest modeli Türkiye’de neden bu kadar tercih ediliyor?
Türkiye’de yatırım turlarında sık gördüğümüz bir yapı var: co-invest.
Aynı tura birden fazla fon ve yatırımcı giriyor. Risk dağılıyor. Ticket küçülüyor. Sorumluluk paylaşılıyor.
Peki gerçekten mesele sadece “risk paylaşımı” mı?
📌 Görünen Nedenler (Rasyonel Açıklama)
Deal flow sınırlı → iyi girişim az.
Fon büyüklükleri görece küçük → tek başına lead olmak zor.
Makro belirsizlik yüksek → riski dağıtmak mantıklı.
Follow-on kapasitesi kısıtlı → yük paylaşımı gerekli.
Bunlar doğru. Ama bir de diğer nedenlere bakalım.
👀 Görünmeyen Bazı Nedenler
1- Meşruiyet Arayışı (Legitimacy Seeking)
Türkiye’de yatırım kararı sadece finansal değil, aynı zamanda itibar kararıdır. Bir fon tek başına yatırım yaptığında “yanılma maliyeti” daha yüksektir.Co-invest, kararın kolektifleşmesi demektir. Kolektif karar ise dağılmış sorumluluk ve nispeten korunmuş statüdür.
2- Alan İçinde Konumlanma (Field Positioning)
Pierre Bourdieu’nün “alan” teorisini düşünelim. VC ekosistemi bir “alan”dır. Her aktör burada konum alır. Co-invest yapmak, sadece riski paylaşmak ya da yatırım yapmak değil;
👉 “Ben bu network’ün içindeyim” demektir.
👉 “Doğru masadayım” mesajıdır.
Bu aynı zamanda sembolik sermaye üretir.
3- Güven Ekonomisi (Trust Economy)
Türkiye yüksek güven toplumu değildir; daha çok ilişki-temelli güven çalışır. Co-invest aslında şunu söyler: “Ben bunu referans alıyorum.” Bu, bir nevi karşılıklı güven sertifikasıdır. Co-invest modeli sadece risk paylaşımı değil, statü koruma mekanizması, alan içi ittifak üretimi, sembolik sermaye inşasıdır.
Belki de asıl soru şu:
Türkiye’de tek başına lead olmak neden daha az tercih ediliyor? (bir sonraki yazıda buna değinelim)
VC sadece finans işi değildir. Kültür, network ve ilişkiler ağını içeren sosyal bir yapıyı da içerir.





Yorumlar